HİÇ
DÜŞÜNDÜNÜZ
MÜ?

Dünyanın en yetenekli mimarları, bir bahçeyi dolduran, o bahçeyle büyüyen çocuk seslerini tasarlayabilir mi? Çok katlı binaların, göğe an yakın katlarındaki peyzaj denemelerinden insana güven verecek bir umut yeşertebilir mi? Çok katlı binalarda, her gün onlarca yüz görüp bir merhaba diyemeyen insanın yalnızlığına çare olabilir mi? “Eskiden, buralar…” diye başladığımız her cümle, aslında doğaya ve kendi doğamıza dönme isteği taşımıyor mu?

 

ÇOK KATLI
YAŞAM TABİATA
AYKIRI!

Çok katlı binalar gökyüzüne yaklaştıkça, nelere uzak kaldığımızı hiç düşündünüz mü? Çok katlı binalarla kuş sesleri, rüzgârın tatlı hışırtısı, toprağın kokusu, çocuk sesleri komşularımızın ‘merhaba’ diyen sesi ve bizi birbirimize yaklaştıran, aramızda yıkılmaz köprüler kuran duygusal bağlar uzakta kaldı…

 

BİZ
DÜŞÜNDÜK
VE DEDİK Kİ:

“Çok katlı binalar tabiata ve insan tabiatına aykırıdır.” Tek katlı yatay yaşam konseptinin en güzel örneği Aden Ballıkpınarı’nın temelinde de işte bu düşünce var!

 

BİZİM TABİATIMIZ BU.

Her yönüyle insani, YATAY YAŞAM konsepti.

Doğayı ve bin yıllara dayanan konut kültürlerini inceleyerek oluşturduğumuz yatay yaşam konsepti, doğaya ve insan doğasına en uygun konsept. Bu aynı zamanda, çok katlı binalara hapsolan ve ilk fırsatta beton yığınlarından kaçma isteğiyle yanıp tutuşan modern insanın bu isteğine en güzel ve en doğal yanıt.

Çok katlıysa ev, tek katlıysa yuva!

Bir yuvayı, bir evden ayıran çok farklı kriterler var, ama bunların en önemlisi yuvanın kelime anlamında ve fiziksel mekânında var olan o sıcaklık duygusu. Bir yuvanın sıcaklığında, çok katlı binaların soğuk, boğucu, ruhsuz dünyası asla barınamaz. Tek katlı, yatay yaşam konseptinin en güzel örnekleri arasında yer alan Aden de yatay yaşam konseptiyle sizlere bir ev değil bir yuva sahibi olma fırsatını sunuyor!